Astım hastalığı

Evlerde bulunan toz içinde, alerjiye yol açtığı ancak 1967’de anlaşılmış olan minicik bir böcek vardır: Dermaphagoides pteronyssinus. Bu böcek ve dışkıları çok ufak olduklarından solunan havayla ciğerlere kadar ulaşır ve çiçek tozlarının yol açtığına benzer bir bağışıklık tepkisine yol açarlar. Bu yaratıklar şilte, yatak yüzleri, halı gibi hafif nemli ve tozlu, sıcak yerlerde gelişirler. Bu sebeple bir astımlının kendi evinden hastaneye gitmesinin bile çok olumlu bir düzelme sağladığı dikkati çeker.

Astım çok kere, bronş adı verilen solunum borucularının saman nezlesidir. Ortaya çıkan alerjik tepki, saman nezlesinde görülene benzer. Histaminin solunum borucuklarında salgılanması, buranın” sümüksü zarında şişmeye borucukların çevresindeki kaslarda kasılmaya yol açarak solunma işlemini güçleştirir. Bu ara akciğerlerde aşırı salgı da birikeceğinden vücudun gerekli yerlerine yeterli miktarda oksijen ulaştırılamayabilir. Bu durum hastanın morarmasına yol açar. Toz ya da çiçek ürünlerine karşı tepki olarak meydana gelmiş astıma ekstrensek (dışarıdan gelen etkiyle oluşmuş) astım denir; vakaların yüzde ellisinde neden budur. Entrensek astım ise içerden gelen bir nedene tepki olarak meydana gelen astımdır. Bu, çok kere vücutta bulunan bir mikrobun ürünlerine karşı oluşmuş alerjinin sonucudur. Çocukluk çağında başlayan astım, genellikle besin maddelerine karşı oluşmuş alerjinin sonucudur. Bebeklerin içtikleri sütün solunum borusuna kaçması sonucu ciddî bir alerjinin meydana gelebileceğine ve hatta bebeklerin ölümüne bile yol açabileceğine inananlar vardır. 10-40 yaşları arasında beliren alerji, genellikle solunum yoluyla alınan alerji yapan maddelere karşı oluşmuş bir tepkidir. Bu yaşlardan sonra ortaya çıkan alerji, çok defa enfeksiyona karşı oluşmuş bir alerjidir.

Saman nezlesinde olduğu gibi, astımda da irsiyetle ilgili etkenler rol oynar. Astımlıların yüzde 30’u nun aile fertlerinde çeşitli nesnelere karşı alerji vardır. Duygusal durumlar da bu hastalıkta rol oynar ve astımlılar arasında kronik endişe sık görülür. Ancak bu endişenin hastalığa yol açan bir etkeni mi, yoksa hastalığın sonucu mu olduğu belli değildir.