Cankurtaranın görevleri

Hastaları, yeterli bir tıbbı bakımın uygulanacağı bir yere taşımak için kullanılan taşıt. Hastaların bulundukları yer, sokak, ev ya da savaş alanı olabilir. Bu sebeple, hastaların bulundukları yerden yeterli tıbbî bakım görebilecekleri yere taşınmaları için kullanılan araç da değişik türlerde olabilir. Bir savaş alanından ya da bir adadan bir hastaneye hasta taşınması için kullanılacak araç, mesela bir uçak ya da bir helikopter olabilir. Ancak cankurtaran denilince akla gelen araçların başında otomobil ya da kamyonet yer alır. Şehir içlerinde trafikte bu araçlara öncelik tanınır. Hatta trafik kuralları bu araçları kullananlar için uygulanmaz. Savaş alanlarında kullanılan cankurtaranların üzerinde özel işaretler bulunur. Bazı cankurtaranlar sadece hasta taşımaya yarar.

Bazılarında ise küçük bir ameliyathane vardır; içinde kan verme aygıtları bulunan bu cankurtaranlarda acele cerrahi girişimler gerçekleştirilebilir. Kara ve hava taşıtları dışında, denizde giden cankurtaranlar da vardır. Gemilerden hasta taşımak için bu deniz araçlarından yararlanılır. Cankurtaran araçları hasta taşımakla kalmayıp bazen hekimi, hastanın bulunduğu yere götürmek amacıyla da kullanılırlar. Cankurtaran tarih boyunca, taşıma amacıyla kullanılan bütün araçlarınkine benzer bir gelişim geçirmiştir. Eskiden bu gayeyle at ve eşek kullanılmıştır. Bugün bile zor durumlarda aynı yola başvurulduğu olmaktadır. Mesela Çanakkale Savaşı sırasında yaralanan askerlerin cephe gerisine eşekle taşındığı bilinmektedir.

Hastanın daha yeterli tıbbî bakım bulacağı yer de, tarih boyunca değişiklikler göstermiştir. Eski çağlarda insanlar hastalan tapınakların bulunduğu yerlere taşırlardı. Hastalar bu tapınaklarda Tanrılardan şifa umarlardı. Tapmaklara gitmenin şifa umma dışında bir yararı da hastanın tapmakta kendininkine benzer bir hastalık geçirmiş bir kimseyle karşılaşıp, ondan iyileşmek için bilgi almak imkânına kavuşmasıydı. Zamanla tapmaklar bu fonksiyonu yitirmişler, ilk hasta bakım evleri kurulmuş ve çok geçmeden bunlar yerlerini hastanelere bırakmışlardır. Hastaneler ise özellikle XX. yüzyılda büyük bir gelişme göstermişlerdir.