Cinsel istekte ruhsal yakınlık

Cinsel etkileşim sırasında kadının hem kendi mutluluğunun hem de genel ruhsal sağlığının değerlendirilmesi, daha sonra da kontrol edilmesi çok büyük önem taşır. Bu değerlendirme, kadımn enerjisi, özsaygısı, çekicilik algısı, beden imgesinin yanı sıra dikkatini dağıtan stresli durumların ve endişelerinin olup olmadığım da içerir. İşin ilginç yanı, cinsel isteğinin az olduğundan şikâyet eden ima klinik bir duygudurum bozukluğuna sahip olmayan kadınlar kontrol grubundaki kadınlara kıyasla daha düşük özsaygıya, değişken bir duyguduruma sahiptirler, endişeli ve kaygılı olma eğilimi gösterirler (Hartmann vd., 2004). Depresyon ile düşük cinsel fonksiyon arasmda güçlü bir ilişki vardır. Majör depresvonu olan 79 kadının %50?si medikasyondan önce cinsel isteklerinin az olduğunu ifade etmiştir yine %50?si cinsel ilişkide bulunurken cinsel uyarılmanın çok daha az olduğunu belirtmiştir (Kennedy, Dickens, Eisfeld, 8c Bagby, 1999). SVAN çalışmasında yer alan orta yaşlı 914 kadından, majör depresyon öyküsü olanlar mevcut ilişkilerinde uyarılma sıklığının, fiziksel hazzın ve duygusal durumun daha az olduğunu dile getirmiştir. Mevcut depresif semptomları, evlilik durumu ve psikotropik medikasyon kullanımı kontrol altına alındıktan sonra da bu bulguların devam ettiği görülmüştür (Cyranowsky vd., 2004).

Antidepresanlar, bilhassa da yüksek oranda serotonerjik olanlar, kadınların cinsel isteğini ve uyarılmasını azaltabilir. Bu özellikle depresyondan önce daha az cinsel haz yaşayanlar için geçerlidir (Clayton vd., 2002). Spesifik olarak cinsel yan etkileri sorulan kadınların yaklaşık %70?inde bunlar görülebilmektedir (Montejo- Gonzalez, Llorca, Izquierdo, & Ricco-Villademoros, 1997). Antidepresana bağlı cinsel bozukluğa yatkınlaştıran faktörler arasında yaş, evli olmak (bekâr, ayrılmış ya da boşanmış olmanın aksine), üniversite ya da yükseköğretim mezunu olmamak, tam zamanlı bir işte çalışmıyor olmak, ilave medikasyonlar almak, cinsel fonksiyonu etkileyebilecek ek bir hastalığa sahip olmak ve antidepresana bağlı cinsel bozukluk öyküsüne sahip olmak yer alır. Ayrıca cinsel fonksiyonun önemsiz olduğu düşünülüyorsa ve daha önceki cinsel ilişkilerden çok fazla haz alınmıyorsa, istatistiksel olarak işlev bozukluğu oranı önemli derecede daha yüksek çıkar. Duygudurum bozukluğunun kontrol altına alınması ya da psikotropik medikasyonun değiştirilmesi belli cinsel müdahalelerden önce gelmelidir. Antidepresana bağlı cinsel işlev bozukluğunun farmakolojik tedavisi zordur. Yeni tarihli bir Cochrean Değerlendirmesi herhangi bir öneride bulunmamıştır, ama iki randomize kontrollü çalışmadan biri fayda sağladığını gösterdiği için bupropioriun ümit verici olduğunu işaret etmiştir (Rudkin, Taylor, &Hawton, 2004).