Multidisipliner tedavi

Tedavinin potansiyel zorluklarının yanı sıra birden fazla işlev alanının ağrıdan etkilenmesi de dikkate alındığında, multimodal bir perspektif benimsemek büyük ihtimalle bir rahatlama sağlar. Şu anda diğer ağrı problemlerinde uygulanan tedavinin altın standardı multimodal, multidisipliner bir yaklaşımdır; ağnnın ve bununla bağlantılı yetersizliğin azaltılmasında bu yaklaşımın başarılı olduğu kanıtlanmıştır . Bizim terapi yaklaşımımız, genital ağrının bilişsel, davranışsal, duygusal, ilişkisel ve biyomedikal faktörlerin karşılıklı etkileşiminden etkilenen çok boyutlu bir olgu olarak kavramlaştırılmasına dayanmaktadır. Genelde doktorun, psikologun/seksologun ve fizyoterapistin işbirliğini içerir. Bu, doğrudan ve doğal olarak değerlendirme stratejimizden ortaya çıkan bir durumdur. Genital ağrıda görülen yaklaşık %44?lük değişkenliğin özyeterlilik, felaketleştirme, hipervijilans, içsel yüklemeler ve ağrı korkusu gibi bilişsel ve duygusal değişkenliklerle açıklanabildiğim gösteren güncel bulgular, bu sorunun bilhassa ruh sağlığı uzmanlarıyla alakalı olduğunun göstergesidir. Ayrıca, karşılıklı uyumun yüksek olmasının disparonili kadınların cinsel ilişki sırasında yaşanan ağrı hakkındaki öznel değerlendirmelerini azalttığı bulunmuştur . Genital ağrı yaşayan kadınların cinsel fonksiyonu kısmen ağrının şiddetiyle bağlantılı olsa da, özyeterlilik ve karşılıklı uyum gibi diğer psikososyal faktörlerden de etkilenir . Birlikte ele alındığında bu sonuçlar, bilişsel-davranışçı uygulamaların ve çifte yapılan müdahalelerin multidisipliner genital ağrı tedavisine entegre edilmesinin önemini işaret etmektedir.

Genellikle cinsel terapistler cinsel işlevin tıbbi yönleri hakkında bilgi sahibi olan ruh sağlığı uzmanlarıdır. Böyle olunca da, genital ağrının birçok yönünü tedavi etme ve multidisipliner bir ekip kapsamında tedavi girişimlerini düzenleme açısından iyi bir konuma sahiptirler. Cinsel terapistlerin rolü şunları sağlamayı içerir:

Duygusal destek; ağrı, cinsellik ve bunların birbirini nasıl etkilediği hakkında eğitim verme; farklı tedavi olanaklanna, bunların sıralamasma ve başarı oranlarına dair eğitim verme; ağrıyı azaltmaya ve eşlik eden cinsel işlev bozukluğunu hafifletmeye yönelik müdahaleler; fizyoterapi egzersizlerine ya da tedavi rejimine uyum sağlama gibi sürmekte olan diğer tedavilerin avantajlarını en iyi şekilde kullanmayı amaçlayan müdahaleler ve vajinanın içine biyogeribildirim sensörü yerleştirerek korkunun azaltılması gibi hastanın diğer tedavi yöntemlerini uygulamasını hedefleyen müdahaleler.

En son bulgular, vajinismus ve vulvar vestibulit sorunu yaşayan kadınların pelvik taban kası işlevinin ağrı yaşamayan kadınlardan farklı olduğunu ileri sürer. Bu bulgular, kronik pelvik taban hipertonisitesinin genital ağrıda büyük ihtimalle bir payı olduğunu ve tedavide pelvik tabam fizyoterapisi vasıtasıyla doğrudan ele alınması gerektiğini gösterir. Vulvar vestibulitte fizyoterapinin etkinliğini araştıran geriye dönük bir çalışmanın sonuçları, söz konusu tedavi yönteminin katılımcıların %50?sinden fazlasında komple ya da büyük bir gelişme sağladığını göstermiştir. Klinik tecrübemize göre, genital ağrının multidisipliner tedavisinde pelvik tabam fizyoterapisi ile bilişsel-davramşçı terapi rahatlıkla birleştirilebilir; çünkü bunlar, benzer amaçlara (örneğin ağrı korkusunu azaltmak ve penetrasyon rahatlığını artırmak) ulaşmak için farklı yöntemler kullanmaktadır.

Genital ağrı yaşanan durumların çoğunda biyomedikal faktörler işaret edildiği için, bilgili bir jinekologun ya da dermatologun uzmanlığından faydalanmak epey kabul gören bir durumdur. Genital ağrıyla bağlantılı tıbbi durumu temel alarak, topikal ya da sistemik medikasyonlar önerilebilir. Eğer klasik tıbbi ve psikososyal müdahaleler başarısız olursa, ameliyat tavsiye edilebilir. Ameliyatın gerekli olup olmadığına dair bir hayli anlaşmazlık olmasına rağmen, vulvar vestibulitin tedavisinde vestibulektominin etkili olduğunu ve endometriozis ya da lifli tümörler gibi durumlarla bağlantılı disparoninin tedavisinde histerektominin fayda sağlayabileceğini gösteren pek çok bulgu vardır. Bizim araştırmamız, vulvar vestibulit sendromunun tedavisinde cerrahi müdahalede bulunulmasını destekleyen en güçlü bulgulardan biri olmasına rağmen, bu araştırmada ver alan jinekologlar daha az invazif olan diğer tedavi olanakları denenmediği sürece ameliyattan kaçınmayı ısrarla tercih etmeye devam etmektedirler.

Sağlık hizmetleri örgütlenmesinin bu tedavi modelinin uygulanmasına olanak tanımadığı Kuzey Amerika?da, multidisipliner bir bakış açışım benimsemek zordur. Bu model bütün sağlık çalışanlarının iş arkadaşlarının farklı uzmanlık alanları hakkında bilgi edinmelerini, sorumluluğu paylaşmalarını ve bu konunun tek bir uzmanlık alanının tekelinde olmadığım kabul etmelerini gerektirir. Farklı binalarda, hatta farklı şehirlerde olsalar bile ekip üyeleri arasında iletişim olması gerekir. Sağlık çalışanları arasındaki tutarsızlıklar hastanın tedavi sürecine katılımın, sonuç olarak da iyileşmesini mutlaka olumsuz yönde etkiler. Hastaya genital ağrı problemi ve tedavisi hakkında tutarlı bir açıklama yapmak, multidisipliner yaklaşımın başarısımn önemli bir belirleyicisidir.